Ana Sayfa Röportajlar Orhan Pamuk'la Bir Yemek
Orhan Pamuk'la Bir Yemek
Nobel ödüllü yazarımız Pamuk, ilk kez bir aşk romanı yazdı.
Orhan Pamuk bu kitap için çalışmaya on yıl önce başladı ve kitabı son altı yılda yazdı. Kitabın konusu, Pamuk'un çocukluğunda duyduğu bir hikâyeye, çocukken tanıdığı bazı kişilere dayanıyor. Pamuk bu hikâyeyi değiştirerek onu bambaşka bir şekle soktu ve roman haline getirdi. Masumiyet Müzesi esas olarak 1975 ile 1984 yılları arasında geçiyor ama hikâye günümüze kadar uzanıyor. Roman, Nişantaşlı zengin çocuğu otuz yaşındaki Kemal ile uzak akrabası on sekiz yaşındaki Füsun'un uzun soluklu aşk macerasını konu ediyor. Kemal, Türkiye'de tekstil sanayisinin büyümesiyle zenginleşen Basmacı ailesinin oğlu. On sekiz yaşındaki Füsun ise ailenin yoksul kanadından Keskinler'in küçük bir dükkânda tezgâhtarlık yapan kızı... Romanın başında, Kemal kendisi gibi zengin bir aileden gelen, iyi eğitimli Sibel ile nişanlanıyor. Ne var ki varlığını bile unuttuğu Füsun ile çalıştığı dükkânda karşılaşması, hayatını bambaşka bir yöne doğru sürüklüyor. Beklenmedik bir şekilde gelişen bu gizli aşk ve bu aşkın yıkıcı sonuçlarını, Pamuk romanında 2000'lerin ortasına kadar izliyor.
ROMAN 592 SAYFA
Masumiyet Müzesi yalnızca aşk konusunu derinlemesine ele almıyor. Tartışma, birlikte gezme, "flört", nişanlanma, evlilik öncesi sevişme gibi konulara da cesaretle giriyor. Kız istemeler, nişan törenleri, ilk buluşmalar, ayrılıklar, evlilikler, ilişkiler ve aşklar anlatılıyor. Pamuk'un bu romanı da, önceki kitaplarının çoğu gibi İstanbul'da geçiyor. Özellikle 1975 ile 1984 yılları arasındaki İstanbul'un sokakları, sinemaları, Beyoğlu, Boğaz, kitabın kalbinde. 592 sayfalık romanın 150'ye yakın kahramanının bir kısmı gerçek hayattan alınma, bir kısmı da okuyucunun tanıdığı bazı ünlü kişiler.

Ergun Babahan/Sabah

Cihangir'de Boğaz manzaralı bir restoranda buluştuk Orhan Pamuk'la...
Hem yıllardır üzerine çalıştığı bir kitabı bitirmiş olmanın hazzı, hem de kişisel güvenliğini sürekli tehdit eden bir çetenin varlığının ortaya çıkarılmış olmasının rahatlığını taşıyordu.
Kitabı, küçük bir çocuğun özel bir oyuncağını taşıdığı gibi özenle taşıyordu.
Edebiyat severlerin merakla beklediği "Masumiyet Müzesi" kitabı orada, masanın üzerinde duruyordu.
Bu bir aşk romanı.
Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmasının mutluluğunu bile doyasıya yaşayamayan dünya çapındaki yazarımızın son kitabı.
Kapağında 1950'lerin sonu, 60'ların başından bir fotoğraf yer alıyor.
Bugünkü SABAH'ın birinci sayfasının tepesinde bu kapağı göreceksiniz.
O zamanki deyimiyle asri bir topluluk.
Kadınlar saçlarının bir bölümünü açıkta bırakan başörtüleriyle kurulmuşlar Chevrolet otomobile.
Pamuk bu fotoğraf serisini "Gitti Gidiyor" da bulup almış.
Heyecanla anlatıyor, kitaplarının kaç dile çevrildiğini sayıyor.
Tam 58 dilde Orhan Pamuk kitabı yayınlanmış, bunlar arasında Vietnamca da var, Çince de, Arapça da.
Bu kitap da yine başta Almanca olmak üzere dünyanın birçok diline çevrilecek elbette.
Kitapları bugüne kadar 7 milyon adet satan Orhan Pamuk yeni bir rekora doğru adım atacak.
Her dilde basılmış kitaplar evindeki kitaplığı süslüyormuş.
Yıllarca üzerinde çalıştığı kitabın öyküsünü bir solukta anlatıyor.
Bu arada kendi müzesinin öyküsüne de değiniyor.
Masumiyet Müzesi, bundan önceki Orhan Pamuk kitaplarından farklı, çünkü bir aşk romanı...
Bu uzun bir roman, 592 sayfa.
Kitabın konusu 1975 ile 1984 yılları arasında geçiyor, 1975'den başlayıp 2000'lere kadar uzanan bir aşkın öyküsü var kitapta.
Bugün size kitabın kısa bir özetini sunuyoruz.
Pazar ve pazartesi günü ise kitaptan iki bölümü yayınlayacağız.
Keyifle okuyacağınızı umuyorum.
Sizi Nobel ödüllü yazarımızla iki gün boyunca baş başa bırakacağız, tadını çıkarın.

 

Ne Düşünüyorsunuz?

Masumiyet Müzesi'ni nasıl buldunuz?
 
RocketTheme Joomla Templates

Bu site Orhan Pamuk'un resmi sitesi değildir. Orhan Pamuk'un resmi sitesine ulaşmak için tıklayınız.

Bunlar da var: aşk şiirleri | aşk sözleri | pasta tarifleri | Facebook | Promosyon çanta | araba oyunları | haber blogu

| can yücel